AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

 

 

Peygamberler Şehri ŞanlıUrfa Ülkü Ocağı Forum Sitesine Hoşgeldiniz.

Ocak Başkanımız Sayın; Mehmet Arpacı'ya Görevinde başarılar dileriz. Allah (c.c) yardımcısı olsun...


Paylaş | 
 

 Şanlıurfa Ülkü Ocakları Başkanı:Mehmet ARPACI

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
DOĞANBEY
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 19/11/09
Yaş : 29
Nerden : Ş.Urfa

MesajKonu: Şanlıurfa Ülkü Ocakları Başkanı:Mehmet ARPACI   Perş. Kas. 19, 2009 12:11 pm










Mehmet ARPACI Şanlıurfa Ülkü Ocakları Başkanı




Sayın Başkan öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1978 Şanlıurfa doğumlu olup ilk orta ve lise öğrenimimi Şanlıurfa’da tamamladım. Ortaokul yıllarında Ülkü Ocaklarıyla tanıştım. Şanlıurfa Ülkü Ocaklarında daha önce ortaöğretim masa başkanlığı görevinde bulundum. 1999 genel seçimlerinde fiilen çalıştıktan sonra vatani görevini yapmak üzere Van Erciş’e gittim. Tezkere aldıktan sonra Şanlıurfa Ülkü Ocaklarında, İl Ocak İkinci Başkanı olarak görev yaptım. Bilge liderimiz Dr. Devlet Bahçeli’nin her Türk genci başkalaşmadan kendini geliştirmelidir sözünü destur alarak, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Mahalli İdareler bölümünü kazandım. Türkiye’nin milli ve manevi dinamiği olan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi tarafından Şanlıurfa Ülkü Ocakları İl Başkanlığına uygun görüldüm.

Dünyadaki bütün kirli beyinlerin hesaplarının olduğu Güneydoğuda Türk milliyetçiliği davasının ve ruhunun yaşatılması için elimizden gelen her türlü fedakarlığı yapmaya çalışmaktayız. Davamızın kutsaliyetinin bilincinde olup, Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in izinde ve bilge liderimiz Dr. Devlet Bahçeli’nin önderliğinde yüce Türk Milletine hizmet etmekteyiz.

Sayın Başkan, milli mücadele döneminde düşman kuvvetlerine karşı kahramanca direnen Urfa’nın tarihi hakkında bize kısaca bilgi verir misiniz?

Balıklıgöl ve Göbeklitepe kazılardan elde edilen buluntulardan Şanlıurfa bölgesi tarihinin M.Ö.13.500 tarihine kadar uzandığı tespit edilmiştir.

Çeşitli uygarlıklara sahne olan Şanlıurfa'nın ismi tarihte Urhai, El-Ruha, Edassa, Ruha ve Urfa gibi çeşitli adlarla geçmektedir. Hz. İbrahim Hz. Eyyup ve Hz. Şuayb (a.s)'ın Şanlıurfa'da yaşamış olmaları, kente “Peygamberler Şehri” adının verilmesine vesile olmuştur.

Urfa 1517 yılında Osmanlıların eline geçmiş ve Diyarbakır eyaletine bağlı sancak yapılmıştır. 1594 yılında Rakka Eyaleti kuruldu ve Urfa buranın merkezi oldu. XVI. yüzyıl sonlarında Karayazıcı Abdülhalim isyanı nedeniyle çok kanlı olaylara sahne olan Urfa’daki karışıklık kısa zamanda bastırılmıştır. 1837 yıllarında Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa kenti kısa bir süre elinde tutmuştur.1865 yılında Urfa, bir sancak olarak Halep'e bağlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun I.Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması üzerine Urfa, 24 Mart 1919 tarihinde İngilizler tarafından işgal edilmiş, 30 Ekim 1919 tarihinde yine İngilizler tarafından Fransızlara devredilmiştir.

Urfalılar kendi oluşturdukları milis güçle şehri işgal kuvvetlerine karşı kahramanca savunmuş ve 11 Nisan 1920’de Fransızları kesin yenilgiye uğratmışlardır. Urfa Sancağı 20 Nisan 1924'de Vilayet olmuştur. Urfa kurtuluş zaferlerinin anısı olarak TBMM’nin kararıyla 1984 yılında “ŞANLI” unvanına kavuşmuştur.

Şanlıurfa Ülkü Ocakları İl Başkanlığı'nın teşkilat yapısı, şube sayısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Şanlıurfa il Ocak Başkanlığı; Üniversite Teşkilatı, Ortaöğretim teşkilatı, Hukuk Masası, Ülkücü İşadamları Masası, Esnaf Masası, Eğitim Masası, Ar-Ge Masası, Basın ve Propaganda Masası, İnternet Masası’ndan oluşmaktadır. Bütün teşkilatımız üniversitede kendini başarı ile tanıtan öğrenci kardeşlerimizden oluşmaktadır. İl ocak kadrosu tümü ile başkalaşmadan kendini geliştirmeye devam etmektedir. Şanlıurfa ilinde il Ocak Başkanlığı dışında, en kısa zamanda bütün ilçelerimizde teşkilatlar kurmak için hızlı bir şekilde çalışılmakta ve alt yapılar oluşturulmaktadır.

Anlı şanlı bayrağımıza Mersin’de yapılan terbiyesizliğe karşı Şanlıurfa’da hiç olmadığı kadar bir kalabalıkla yürüyüş düzenledik, Danimarka’da iki cihan güneşi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e yapılan karikatür rezaletini kınamak için, yine milletimizle beraber yürüyüş düzenledik ve halkımızın büyük teveccühüne mashar olduk. Ulusal medyanın önümüzü kesme adına bizlere uyguladığı sansüre karşı yerel medyada liderimizin söylemlerini analiz ederek, haftada iki üç defa görsel ve yazılı basında yer almaktayız. Bu şekilde milletimize, gerek ülke meselelerini gerekse faaliyetlerimizi duyurmaktayız.

Üniversite gençliği ile beraber her hafta sohbet toplantıları, liseli gençlerimizle eğitim toplantıları düzenlenmekteyiz. Yılda iki defa olmak üzere konserler organize etmekteyiz. Üniversite öğrencileri arasında geniş katılımlı bir futbol turnuvası tertipledik. Güzel sanatlar alanında Şanlıurfa’ya özgü ocak gençleri arasından sıra gecesi ekibi kurduk. Genel merkezimizin desteği ile Şanlıurfa’da şehir stadyumunda mahşeri bir katılımın sağlanacağı 60.Hükümet Milliyetçi Hareket ‘in meşalesini Güneydoğu’dan yakmak ve O meşaleyle ülkemizi ve büyük Türk dünyasını aydınlatmak istiyoruz.


Bir araştırma şirketinin yapmış olduğu anket sonucunda, “En milliyetçi partinin AKP” çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi bu soruya sorularla ve bu siyasi partinin yönetimi ele aldığı günden bu güne yaptıklarını hatırlayarak cevap vermek istiyorum.

Ülkenin iç ve dış borç içinde boğulmasına sebep olmak mı Milliyetçilik?
Kıbrıs’ı AB’ye, Irak’ı ABD’ye, terörle mücadeleyi sözde yabancı koordinatörlere havale eden,
Bankalarımızı ve sermayemizi yabancılara teslime hazırlanan,
Yabancılar karşısında küresel anlayışı alkışlayan,
Medeniyetler İttifakı, Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olan,
Yabancı güçlerin ülkemizdeki emellerine yönelik güvenlik duvarlarını yıkmaya çalışan,
Kahraman vatan evlatlarını “yan gelip yatmakla” suçlayan,
Vatan topraklarını yabancılara satan,
Yabancılar karşısında kuzu, sıra Türk çiftçisine, köylüsüne, memuruna, işçisine gelince, otoriter AKP zihniyeti astıracağı pankartlarla mı milliyetçi olacaktır?
ABD ile görüşmeleri ABD büyükelçisi aracılığıyla yapmakla mı milliyetçilik yapılıyor?

Çiftçiye gözünü toprak doyursun , “ananı da al git lan” diyen, sözüm ona bedava dağıtılan özellikle din ve ahlak kitaplarıyla yeni yetişen gençleri misyonerlerin kucağına iten, faaliyette olan ve kar eden kurumları satan, işsizler ordusuna yeni işsizler katan, ABD ,AB ve IMF nin emrinden çıkmayan , Türkiye’nin kırmızı çizgilerini pembeleştiren AKP mi Milliyetçi?
Türk Milliyetçilerinin tek adresi Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Kökten ABD’ci ve AB’ci medyanın yönlendirmeleri beyhude bir çabadır, oynadıkları oyun bozulmaya mahkumdur.

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi tarafından düzenlenen ‘4. İstişare ve Eğitim Toplantısı’ hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Öncellikle belirtmeliyim ki mükemmel bir organizasyon, zaten bu kadar mükemmelini Ülkü Ocaklarından başkası ne yapacak alt yapıya ne de birikime sahiptir.

Sayın Genel Başkanımız Harun Öztürk’ün, Genel Merkez yöneticilerinin ve bir birinden değerli hocaların sabahlara kadar sorunlar ve çözümler noktasında sergiledikleri performans görülmeye değerdi. Her ilin teşkilatlarıyla ilgili konularda, gençliğin sorun ve çözümleri konularında yaptığımız istişareler, önümüzü açmış, meselelere bakış açımızı bir hayli geliştirmiştir.

Bu istişare toplantısında özellikle liderimiz Dr. Devlet Bahçeli Bey’in enerjisi, ülke meselelerine bakış açısı, iradesi, kararlılığı bizlere gücümüzün farkında olmamız gerektiğini göstermiştir. Bu toplantıdan sonra kendimle muhakeme ederek liderimize layık mıyız diye sorular sormaya başladım, yüce Allah’ın izniyle liderimize layık olmak için var gücümüzle çalışacağız ve gösterdiği yolda; yılmadan, yıkılmadan ilerleyeceğiz.

İnanıyorum ki bu irade ve kararlılık ülkücü hareketi tek başına iktidar yapacak ve ülkemizi çevreleyen ateş çemberinden kurtaracaktır.

Ermeni Patriği Mesrob’un Türk Milliyetçilerine yönelik eleştirileri hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Patrik’in eleştirileri yersizdir. Türk milliyetçileri kucaklayıcıdır. Bizim milliyetçiliğimiz bize iftira atanların dediği gibi, kafatasçı bir milliyetçilik değildir. Biz milliyetçilik derken; öncelikle vatan topraklarında yaşayan milletimizin menfaatleri diyoruz, yerkürede yaşayan Müslüman Türk milletinin menfaatleri diyoruz. Türk milliyetçiliği derken Ortadoğu da Türk devletinden habersiz, izinsiz at koşturulmasın diyoruz.

Bizim milliyetçiliğimiz kapsayıcıdır. Bizim milliyetçiliğimiz kucaklayıcıdır. Bizim milliyetçiliğimizde insan sevgisi vardır. Bizim milliyetçiliğimizde paylaşma ve bölüşme; Bizim milliyetçiliğimizde adalet ve hakkaniyet vardır

Bilge Kağan'ın öğüdü vardır, Dede Korkut'un bilgeliği. Yunus Emre'nin sevgisi vardır, Hacı Bektaş'ın erdemi. Fatih'in vizyonu vardır, Mehmetçiğin cesareti. ******'ün önderliği vardır. Başbuğ Alparslan Türkeş Bey'in çağrısı vardır.

Türk milliyetçiliğini eleştirmek cahillerin görevi olsa gerek. Türk tarihine bakıldığında yüce Türk milleti başka milletlere uşaklık etmediği gibi gücü yeten milletlere de koruyucu kalkan olmuştur, Ermeniler şuan ki Ermenistan’da yaşayanlardan daha iyi şartlarda Türk milletiyle iç içe yaşamışlardır, Türkler mazlumları korumuş, açları doyurmuş ve hiç kimseye zulüm etmemiştir.

Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in söylemlerine dikkat etselerdi, bunu rahatlıkla anlayabilirlerdi ama kendi içinde bulundukları ihanet ve kirli hesaplarla kafalarını yorduklarından, Türk milliyetçiliğini dar çerçevede yorumlamaktadırlar. Türk milletine besledikleri ihaneti gerçekleştirme yolunda, Türk milliyetçilerini tek engel gördüklerinden, Türk milliyetçiliğini karalama yoluna girmişlerdir ve bunun başka bir tezahürü yoktur.

DTP’nin “Abdullah Öcalan zehirlendi” gibi safsatalarla Türkiye gündemini meşgul etmesini ve İmralı canisini devamlı revaçta tutma çabalarını nasıl yorumluyorsunuz?

Avrupa ülkelerinin yanı sıra, İran, Suriye ve Türkiye’de gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda azda olsa finansman kaynaklarını (uyuşturucu, insan kaçakçılığı, haraç vb.) ve tabanını büyük oranda kaybeden ve köşeye sıkışanlar 21 Mart Nevruz öncesinde uluslararası kamuoyunun dikkatini Türkiye üzerine çekmeye, insani duyguları istismar ederek, örgüt yandaşlarını yeniden şiddet ortamına çekmeye, başta Diyarbakır olmak üzere, bölgede liderliği yeniden kazanmaya çalışıyor.

Bugüne kadar tüm propagandalarının merkezine koyduğu apo hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasına gerek olmadığı” yönündeki son kararının etkilerini asgariye indirmek istemektedirler.

Belki de en önemlisi, Mayıs 2007’de bozacaklarını ilan ettikleri“ateşkes” kararına, Nevruz’da tırmandıracağı şiddet eylemleri ile “haklılık”(!) kazandırarak, varoluşundaki, özündeki ihaneti ve şiddeti, Türkiye gündemine yeniden getirerek, Türk turizmini ve ekonomisini baltalamak suretiyle, taşeronluk yaptığı oluşumların gözüne girmeye ve onlardan finansman temin etmeye çalışıyorlar.

Öncellikle çok iyi bilmeliler ki bölge insanı artık bu tür oyunlara gelmeyecektir. İnsanımız vatanını, devletini çok seviyor ve artık uyanmıştır!

Bu milleti sefalet ve cehalete kimse mahkûm edemeyecektir, sefalet ve cehalet içinde yoğrulan bu millet, gereken cevabı Milliyetçi Hareket Partisi’ne Güneydoğu’dan katılımlarla ve gelecek ilk seçimde sandıkta Milliyetçi Hareket Partisine atacağı oylar ile verecektir. Çünkü bu millet biliyor ki sefalet ve cehaletin tek düşmanı Milliyetçi harekettir.

Türk Tarihi adına dönüm noktası olarak nitelendirilen, Türk’ün iman dolu göğsünün yedi düvele karşı birleştiğinde, neleri yapabileceğini gösterdiği “Çanakkale Zaferi” hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

18 Mart. Yine seferler başlıyor Çanakkale’ye. Yine kıyamet günleri anlatılacak. “Kınalı Kuzular” ın hüzünlü hikâyeleri canlandırılırken yine gözler nemlenecek. Milletimizin şahlanışı hatırlanacak, dünyanın süper güçlerine kafa tutan, yüreği iman dolu askerlerimizin maceraları dilden dile yayılacak Anadolu’da bir baştan bir başa. Oğullarını cepheye sevinçle gönderen anaların şahadet haberini şükür ve rıza ile karşılayışlarını hatırlayacağız. Dönen gazilerin karşılanışları yürekleri burkacak. Yiğit delikanlıların kan ve gözyaşıyla yazdıkları tarihin şeref sayfalarını çevireceğiz bir bir.

Çanakkale vatan toprağında sıradan bir savaş yapılmadı. Orada Hilâl ile Haç’ın, Hak ile Bâtıl’ın, iyilikle kötülüğün kıran kırana dövüştüğü, akla karanın çarpıştığı siperler vardır. Altı asır boyunca üç kıtaya hükmeden şanlı Osmanlının son zaferi ve İstiklal harbimizin habercisidir Çanakkale. Yedi Düvelin “hasta adam” dediği yüce bir devletin milletiyle birlikte uyanışı, dirilişi, düştüğü yerden ayağa kalkışı, silkinişi ve göklere yükselişidir. İki yüzelli bin şehidin kanıyla sulanan vatan topraklarının mübarekleşmesidir. Allah ve Peygamber aşkıyla gözünü kırpmadan, sayısı ve silahı çok düşman askerine cesaretle direnen imanlı Mehmetçiğin tarih yazdığı altın sayfadır.

Onları sadece hatırlamak, anmak yetmiyor. Anlamaya da çalışmamız lâzım.

Çanakkale direnişi, namus bildiğimiz mefhumların zedelenmemesi için asil Türk evlatlarının kendilerini feda etmekten asla çekinmedikleri tarihi ve emsalsiz bir meydan okuma olarak anılacaktır. Bu zafer aynı zamanda aziz milletimizin, varlığına yönelmiş ve artık sabır sınırlarını zorlayan tehditler için neleri göze alıp, nasıl başarabileceğimizin emsalsiz bir örneği olmuştur. Çanakkale Zaferi, vatanın ve milletin, bekası ve mutluluğu için canlarını feda edecek kadar benliklerinden vazgeçmiş yüz binlerce milli kahramanın, ilahi bir mücadele gücü ile Türk milletini yüceltme ülküsünün de ihtişamlı ve mukaddes bir hatırasıdır. Bu açıdan Çanakkale Savaşları yalnızca bir askeri başarı değil, izzeti nefsi ve haysiyeti ile oynanmak istenen büyük Türk milletinin topyekun ayağa kalktığı bir diriliş ve yükseliş abidesidir.

Ortada kul hakkı vardır, ecdat kanını canını vererek bu vatanı bize emanet etmiştir ve gelecek nesillerin de hakkı vardır, şimdi kim bu vatana ihanet eder kim bu devlete zeval getirecek ilişkiler içinde olursa öncellikle kul hakkının vebaline gireceğini unutmamalıdır. Bu kul hakkı Asya’da halen kendini tam olarak anlatamayan ve kültürünü yaşayamayan soydaşlarımızın Türkiye’den beklentilerine ihanetin neticesidir, bu hak Ortadoğu’da ve Dünya’nın her köşesinde katledilen, zulüm gören dindaşlarımızın, soydaşlarımızın Türkiye’ye duydukları güvene vurulan baltanın neticesidir.

Yüce Allah (cc) bu vebalin altında ezilenlerden eylemesin, bizleri kahraman Ecdad’a layık olanlardan eylesin.

Türk’ün bayramı olan Nevruz Bayramına, bazı bölücü güç odakları tarafından sahip çıkılmasını ve bu günü devlete karşı direniş günü olarak ilan etmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Nevruz Avrasya’nın ortak bayramıdır tabiat ile iç içe kucak kucağa yaşayan toprağı (ana) olarak kabul eden Türk’ün düşünce sisteminde elbette önemli bir yere sahip olmaktadır. Nevruz Türk dünyasının kuzeyinden güneyine batısından doğusuna engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından kutlanan bahar bayramıdır. Ne yazık ki baharın gelişini müjdeleyen nevruz kirli beyinlerin ellerinde kirletilmiş ve her yıl üç kıtaya Kelime-i Tevhit Sancağını şerefiyle taşıyan ve tebliğ eden Yüce Türk Milletine isyan provası haline getirilmiştir. Basiretsiz idareciler, milletin nabzını tutamayan politikacılar ve milletten uzak, millet harici her kesim tarafından beslenen her renge giren bukalemun kisveli kendini aydın zanneden yaratıklar tarafından sömürüye açık hale getirilmiştir.

Esasında öz be öz Türk bayramı olan Nevruz bu kirli ellere Türk tarihini okuyamayan, bilmeyen idareciler tarafından teslim edilmiştir.

Son olarak Şanlıurfa’dan ülkücü gençliğe vermek istediğiniz mesajları alabilir miyiz?

Ülkücü gençlik bilmelidir ki milletimiz kurtuluş savaşını ve hükümlü olduğu günleri yaşamaktadır. Artık milletimiz kendini sefaletten ve cehaletten kurtaracak merkezin ve ideolojinin ülkücü hareket olduğunu farkına varmakta ve ülkücü gençlikte bu bilinçle görevini layıkıyla yerine getirmelidir. Bedenen ve fikren kendini çok iyi yetiştirmelidir. Her ülkücü, şahsiyetli ve üstün kimlikli olmalıdır. Konuşurken hitabetiyle, sokakta yürüyüşüyle, ahlakıyla, edebiyle, ticarette dürüstlüğüyle, okulda başarılarıyla, yaşadığı ortamda aranan el üstünde tutulan şahıs olma mecburiyetindedir. Türkiye'de ve dünyada yaşananlara kayıtsız kalmamaları, gerek sosyal, gerek kültürel, gerekse siyasi konularda duyarlı olmalılar. Gençlerin duyarsız olmaları durumunda, önümüzdeki süreçte çok daha sıkıntılı günlerin yaşanacağı görünmektedir. Gençliğin kendisini yetiştirememesi durumunda Türkiye için bir kurtuluşun mümkün olmadığı da görünüyor. Bilge liderimiz Dr. Devlet BAHÇELİ’nin söylemlerini çok iyi analiz etmeli ve liderimizin dediği gibi başkalaşmadan kendini geliştirmelidir. Kendini dar çerçevede görmemeli sahip olduğu vatanın ve görevin farkına varmalıdır. Altayları, kazak bozkırlarını, Tuna’yı düşünmeli, Hazar kıyılarında gezinmelidir.

Şanlıurfa’dan ülkücü gençlik olarak biz liderimize söz veriyoruz ki bayrağı düşürmeden gidebileceğimiz her kasabaya, her köye, her köşeye şerefle götürüp orda ki gönülleri kucaklayacağız.

Mehmet ARPACI
Şanlıurfa İl ocak başkanı
__________________
BİZLER UMUTSUZLUĞUN OLDUĞU YERDE UMUDUMUZU KAYBETMEDEN YÜRÜYENLERİZ. HER YOLDA ÇAKILLAR HER DURUDUĞUMUZ YERDE ÇAKALLAR OLSA NE YAZAR.. YA ÖLÜMÜNE SEVERİZ YA DA TEK KALEMDE SİLERİZ... TÜRK TARİHİNİ BİZ YAZDIK, GEREKİRSE
[/size]TARİHTENDE SİLERİZ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.sanlıurfaocak.hareketforum.com
 
Şanlıurfa Ülkü Ocakları Başkanı:Mehmet ARPACI
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: ŞanlıUrfa Ülkü Ocakları Forum Sitesi :: Ocak Başkanımız Sn.Mehmet ARPACI'nın Kaleminden-
Buraya geçin: